Sıradaki kelimenizi bulun.
Anlamlar. Gerçek örnekler. Her gün biraz Almanca.
das Ei
yumurta
der Eifer
gayret; heves; şevk
die Eifersucht
kıskançlık
eigen
kendi ; tuhaf; kendine özgü
der Eigenbedarf
kişisel ihtiyaç; kendi kullanımı
die Eigeninitiative
kişisel inisiyatif
eigens
özellikle bu amaçla
eigensinnig
dik başlı; kendi bildiğini yapan
eigenständig
bağımsız; özerk
eigentlich
aslında; bu arada
das Eigentum
mülkiyet; mülk
der Eigentümer
mal sahibi; malik
die Eignung
uygunluk; yatkınlık
die Eile
acele; telaş
eilen
acele etmek; acil olmak
eilig
acele; acil
ein
bir (belirsiz tanımlık) ; bir (sayı)
ein Drittel / drittel
üçte bir
ein Tropfen auf den heißen Stein
devede kulak; ihtiyaca göre çok az
die Einbahnstraße
tek yönlü sokak
einbauen
monte etmek; yerleştirmek ; dâhil etmek; içine yerleştirmek
einbeziehen
dâhil etmek; hesaba katmak
einbinden
bütünleştirmek; dâhil etmek ; kitaba kap geçirmek
die Einbindung
katılım; dahil etme
der Einblick
iç yüzünü görme; fikir edinme
einbrechen
zorla girmek; hırsızlık için girmek
der Einbrecher / die Einbrecherin
ev hırsızı
einbringen
katkıda bulunmak; ortaya koymak ; getirmek; kazandırmak
der Einbruch
eve hırsız girme; zorla girme
eindeutig
açık; kesin; net
eindimensional
tek boyutlu ; tek boyutlu; tek yönlü
eindringen
içeri girmek; sızmak
der Eindruck
izlenim
eindrucksvoll
etkileyici; çarpıcı
der Einer
1 notu; en düşük not (İsviçre)
einerseits
bir yandan
einfach
gerçekten; sadece; bir ; basit; kolay; tek yönlü
die Einfachheit
sadelik; basitlik
die Einfahrt
araç girişi; giriş yolu
der Einfall
fikir
einfallen
aklına gelmek
einfallsreich
yaratıcı; çözüm üreten
(sich etwas) einfangen
yakalamak; ele geçirmek ; hastalık kapmak; başına kötü bir şey gelmek ; bir havayı veya izlenimi yakalamak
der Einfluss
etki
einflussreich
nüfuzlu; etkili
einfordern
hakkını talep etmek; ısrarla istemek
einfrieren
yiyeceği dondurmak ; donmak ; dondurmak; geçici bloke etmek
einfügen
eklemek; yerleştirmek
einfühlsam
empati kuran; anlayışlı
die Einfuhr
ithalat; ülkeye sokma
einführen
uygulamaya koymak; tanıtmak; ithal etmek
die Einführung
giriş; tanıtım; uygulamaya koyma
die Eingabe
veri girişi ; dilekçe; yazılı başvuru
der Eingang
giriş; alınma; ulaşma
eingangs
başlangıçta; girişte
eingeben
girmek; veri girmek
eingefahren
alışkanlık hâline gelmiş; kökleşmiş
eingehen
ulaşmak; hesaba geçmek ; ele almak; değinmek; yanıtlamak ; üstlenmek; altına girmek ; ölmek; solup kurumak ; yıkamada çekmek; küçülmek
eingespielt
uyum içinde çalışan; oturmuş
(sich) eingestehen
itiraf etmek; kendine kabul etmek