Sıradaki kelimenizi bulun.
Anlamlar. Gerçek örnekler. Her gün biraz Almanca.
vage
belirsiz; muğlak
die Validität
geçerlilik
variabel
değişken; ayarlanabilir
die Variation
çeşitleme; farklı biçim
variieren
değişmek; farklılık göstermek ; değiştirmek; çeşitlemek
die Vase
vazo
der Vater
baba
der Veganer
vegan
der Vegetarier
vejetaryen
vegetarisch
vejetaryen; etsiz
vehement
şiddetli; hararetli
das Velo
bisiklet (İsviçre)
die Vene
toplardamar; ven
verabredet
buluşmak üzere sözleşmiş; randevulu
die Verabredung
buluşma; randevu
verabreichen
ilaç vermek; uygulamak
die Verachtung
hor görme; küçümseme
verallgemeinern
genellemek
die Veränderung
değişim; değişiklik
verankern
sağlamca sabitlemek; demirlemek ; güvenceye almak; yerleştirmek
veranlagt
yatkın; doğal yeteneği olan ; vergisi tarh edilmiş; vergiye tabi tutulmuş
die Veranlagung
yatkınlık; doğal yetenek ; vergi tarhı; vergilendirme
veranlassen
yaptırmak; talimat vermek ; sevk etmek; yöneltmek
veranschaulichen
somutlaştırmak; örnekle açıklamak
veranstalten
düzenlemek; etkinlik yapmak
der Veranstalter
organizatör; düzenleyici
die Veranstaltung
etkinlik
verantworten
sorumluluğunu üstlenmek; hesabını verebilmek ; yaptıklarının hesabını vermek
verantwortlich
sorumlu
die Verantwortung
sorumluluk
verarbeiten
işlemek; ürüne dönüştürmek ; duygusal olarak işlemek; baş etmek ; veri işlemek
die Verarbeitung
işleme; malzemeyi işleme ; yaşantıları işleme; yaşananlarla baş etme ; veri işleme
verärgern
kızdırmak; canını sıkmak
die Verärgerung
kızgınlık; can sıkıntısı
das Verb
fiil; eylem
verbal
sözlü; sözel
der Verband
birlik; federasyon; dernek ; bandaj; pansuman
verbauen
yapı yaparak kapatmak ; bir fırsatı yok etmek; önünü kapatmak ; yapıya yerleştirmek; monte etmek
verbergen
gizlemek; saklamak
verbieten
yasaklamak
verbinden
bağlamak; sarmak (yara)
verbindlich
bağlayıcı; zorunlu ; nazik; kibar
die Verbindlichkeit
bağlayıcılık; bağlayıcı taahhüt ; borç; mali yükümlülük
die Verbindung
bağlantı
verblassen
solmak; silikleşmek
verbleiben
kalmak ; anlaşmak; öyle kararlaştırmak
verblüffen
hayrete düşürmek; şaşırtmak
das Verbot
yasak
verboten
yasak
das Verbotsgesetz
yasaklama yasası
verbrauchen
tüketmek; kullanmak
das Verbrechen
suç; ağır suç
der Verbrecher / die Verbrecherin
suçlu
verbreiten
yaymak; yaygınlaştırmak
verbreitet
yaygın
die Verbreitung
yayılma; yayma; dağıtım
verbringen
geçirmek (zaman)
verbummeln
dalgınlıkla kaybetmek ; boşa geçirmek; oyalanarak harcamak
sich verbünden
ittifak kurmak; güçlerini birleştirmek
der Verdacht
şüphe