Sıradaki kelimenizi bulun.
Anlamlar. Gerçek örnekler. Her gün biraz Almanca.
eingreifen
müdahale etmek; araya girmek
eingrenzen
daraltmak; sınırlandırmak
der Eingriff
müdahale ; tıbbi müdahale; ameliyat
einhaken
kancayla tutturmak; koluna girmek ; söze girmek; araya girmek
einhalten
uymak; yerine getirmek
die Einhaltung
uyma; riayet etme
einheimisch
yerli; yöreye özgü
der Einheimische / die Einheimische
yerli; yöre sakini
einheitlich
tek tip; tutarlı
einhellig
oybirliğiyle; herkesçe
einhergehen
birlikte gelmek; beraberinde getirmek
einholen
yetişmek; arayı kapatmak ; edinmek; talep ederek almak
einigermaßen
bir ölçüde; oldukça; idare eder derecede
die Einigkeit
görüş birliği; birlik
die Einigung
anlaşma; uzlaşma
der Einkauf
alışveriş; satın alma
einkaufen
alışveriş yapmak
die Einkaufspassage
alışveriş pasajı
das Einkaufszentrum
alışveriş merkezi
das Einkommen
gelir
einladen
davet etmek; ısmarlamak
die Einladung
davet; davetiye
einlassen
içeri almak; giriş izni vermek ; girişmek; kendini dâhil etmek
einlegen
yerleştirmek; içine koymak ; resmî itirazda bulunmak ; turşu kurmak; sıvıda muhafaza etmek ; ara vermek; mola vermek
einleiten
başlatmak; giriş yapmak ; akıtarak vermek; deşarj etmek
die Einleitung
giriş bölümü
einlenken
yumuşamak; taviz vermek
einleuchten
akla yatmak; anlaşılır gelmek
einleuchtend
akla yatkın; anlaşılır; ikna edici
einmal
bir kez; bir defa ; bir zamanlar; bir gün
einmalig
bir defalık; tek seferlik ; eşsiz; benzersiz
die Einmischung
karışma; müdahale
die Einnahme
gelir; ilaç alma
die Einnahmequelle
gelir kaynağı
einnehmen
almak (ilaç); tahsil etmek; kaplamak
einordnen
sınıflandırmak; bağlamına yerleştirmek
einpacken
paketlemek; valize koymak
einplanen
planlamak; hesaba katmak
einprägen (sich)
aklına yerleştirmek; ezberlemek ; hafızaya kazınmak
einräumen
yerleştirmek; içine dizmek ; kabul etmek; itiraf etmek ; tanımak; izin vermek
einreiben
ovarak sürmek
einreichen
sunmak; teslim etmek
einrichten
döşemek; kurmak
die Einrichtung
mobilyalar; donanım; kurum
eins
bir
einsam
yalnız; kimsesiz
der Einsatz
özverili çaba; bağlılık ; kullanım; araç görevlendirme ; görev; operasyon ; bahis tutarı; ortaya konan para
die Einsatzmöglichkeit
kullanım olanağı; uygulama alanı
einschalten
açmak (cihaz)
die Einschaltquote
reyting; izlenme oranı
einschätzen
değerlendirmek; tahmin etmek
die Einschätzung
değerlendirme; tahmin
einschlafen
uykuya dalmak ; uyuşmak
einschlagen
kırıp açmak; kırmak ; bir yola girmek; yönelmek ; çakmak
einschlägig
ilgili; konuya uygun
einschleusen
gizlice sokmak; sızdırmak
einschließen
kilit altına almak ; içeride kilitlemek ; içermek; kapsamak
einschließlich
dâhil
einschneidend
köklü; hayatı değiştiren
die Einschränkung
kısıtlama; sınırlama