Sıradaki kelimenizi bulun.
Anlamlar. Gerçek örnekler. Her gün biraz Almanca.
das Spektakel
görkemli gösteri
spektakulär
görkemli; çarpıcı
das Spektrum
tayf; frekans veya dalga boyu aralığı ; yelpaze; çeşitlilik aralığı
die Spekulation
tahmin; varsayım; spekülasyon ; finansal spekülasyon
spekulieren
tahminde bulunmak; varsayım yürütmek ; spekülasyon yapmak ; bir beklentiye bel bağlamak
sperren
bloke etmek; erişimi kapatmak ; trafiğe kapatmak; geçişi engellemek
der Spezialist / die Spezialistin
uzman
speziell
özel; belirli
die Spezies
tür
der Spiegel
ayna
spiegeln
görüntüyü yansıtmak ; yansıtmak; kendini göstermek
das Spiel
oyun; maç; oyunculuk
spielen
oynamak; çalmak; rol almak
der Spieler / die Spielerin
oyuncu
spielerisch
oyunla; oyun oynarcasına ; zahmetsizce; çok kolaymış gibi
die Spielgruppe
oyun grubu
der Spielplan
maç takvimi; gösteri programı
der Spielplatz
oyun alanı; çocuk parkı
der Spielraum
hareket alanı; esneklik payı
die Spielsucht
kumar veya oyun bağımlılığı
spielsüchtig
kumar veya oyun bağımlısı
das Spielzeug
oyuncak; oyuncaklar
spinnen
saçmalamak; kafayı yemek ; iplik eğirmek
spitz
sivri; keskin
die Spitzenkraft
üstün nitelikli çalışan; alanında en iyi uzman
der Spitzensport
üst düzey spor; elit spor
der Sponsor
sponsor
spontan
kendiliğinden; plansız
die Spontaneität
kendiliğindenlik; doğaçlama davranma
der Sport
spor; egzersiz ; beden eğitimi
die Sportart
spor dalı
der Sportler / die Sportlerin
sporcu
sportlich
sportif; spor (giyim)
das Sportpensum
egzersiz miktarı; spor yükü
der Sportplatz
spor sahası
der Spot
reklam filmi; reklam spotu
der Spott
alay; istihza
die Sprache
dil
die Sprachenpolitik
dil politikası
das Sprachensterben
dillerin yok olması
die Sprachentwicklung
dil gelişimi
die Sprachenvielfalt
dil çeşitliliği
die Spracherkennung
konuşma tanıma
der Spracherwerb
dil edinimi
die Spracherwerbstheorie
dil edinimi kuramı
das Sprachgebiet
dil bölgesi
das Sprachgefüge
dil yapısı
das Sprachgefühl
dil sezgisi
die Sprachgewalt
güçlü anlatım; dilin ifade kudreti
das sprachliche Relativitätsprinzip
dilsel görelilik ilkesi (dilin düşünme ve algılama biçimini etkileyebileceği, ama zorunlu olarak bütünüyle belirlemediği görüşü)
sprachlos
dili tutulmuş; söyleyecek söz bulamayan
die Sprachlosigkeit
dili tutulma; söyleyecek söz bulamama ; iletişimsizlik; diyaloğun kopması
das Sprachrohr
sözcü; kamuya seslenen araç ; konuşma borusu; ses hunisi
der Sprachschatz
söz varlığı
die Sprachskepsis
dilin anlatım gücüne kuşkuyla yaklaşma
das Sprachspiel
kelime oyunu; dil oyunu ; dil oyunu; bağlam içinde dil kullanımı
die Sprachstörung
dil bozukluğu
die Sprachverarbeitung
dil işleme
die Sprechblase
konuşma balonu
sprechen
konuşmak