ALMANCA KELİME KOLEKSİYONU

Sıradaki kelimenizi bulun.

Anlamlar. Gerçek örnekler. Her gün biraz Almanca.

Günlük alıştırmaya başla ↗
532 kelime · V Sayfa 2 / 9

verdächtig

şüpheli

verdammen

lanetlemek; bütünüyle mahkûm etmek ; bir duruma mahkûm etmek

verdanken

borçlu olmak; sayesinde elde etmek

verdecken

görüşü kapatmak; örtmek

verdeckt

gizli; örtülü

verderblich

çabuk bozulan

verdeutlichen

açıklığa kavuşturmak; göstermek

verdienen

kazanmak; hak etmek

der Verdienst

kazanç; gelir

das Verdikt

kesin hüküm; kategorik yargı

die Verdinglichung

şeyleştirme; insanı veya ilişkiyi nesne sayma

verdoppeln

iki katına çıkarmak; ikiye katlanmak

verdrängen

yerinden etmek; piyasadan çıkarmak ; anı veya düşünceyi bastırmak

verdreifachen

üç katına çıkarmak

die Verdummung

aptallaştırma; eleştirel düşünceyi köreltme

verdunsten

buharlaşmak

verehrt

saygı duyulan; hayranlık beslenen

der Verein

dernek; kulüp

vereinbaren

kararlaştırmak; anlaşmak

die Vereinbarkeit

bağdaştırılabilirlik; uyum

die Vereinbarung

anlaşma; düzenleme

vereinen

birleştirmek; bir araya getirmek

vereinfachen

basitleştirmek; kolaylaştırmak

die Vereinigung

birlik; dernek ; birleştirme; birleşme

die Vereinsmeierei

dernek işlerine aşırı düşkünlük

vereint

birleşmiş; ortak

vererben

miras bırakmak ; kalıtımla aktarmak

das Verfahren

yöntem; usul ; hukuki veya idari işlem; dava süreci

der Verfall

çürüme; bozulma; yıpranma ; sürenin dolması; geçerliliğin sona ermesi

verfallen

harap olmak; çürümek ; geçerliliği dolmak; yanmak ; bir duruma kapılmak

das Verfallsdatum

son kullanma tarihi

verfassen

yazmak; kaleme almak

die Verfassung

anayasa ; durum; sağlık hâli

das Verfassungsgericht

anayasa mahkemesi

das Verfassungsrecht

anayasa hukuku

der Verfechter

savunucu; güçlü destekçi

verfehlen

hedefi ıskalamak; başaramamak ; buluşamamak; karşılaşmayı kaçırmak

die Verfilmung

sinema uyarlaması

verfolgen

takip etmek; peşinden gitmek ; yakından izlemek ; bir hedefi izlemek; amaçlamak ; zulmetmek; baskı altında tutmak

die Verfolgung

takip; kovalamaca ; zulüm; baskı ; hedefin peşinden gitme

die Verfremdung

yabancılaştırma (tanıdık şeyleri alışılmadık biçimde sunarak yeni algı veya düşünce uyandırma)

verfügbar

mevcut; erişilebilir; kullanılabilir

verfügen

sahip olmak; elinin altında bulunmak ; emretmek; karar vermek

die Verfügung

resmî karar; mahkeme kararı ; kullanıma hazır olma; tasarruf ; hukuki talimat; irade beyanı

verführerisch

cezbedici; baştan çıkarıcı

die Vergabe

ihale verme; tahsis

die Vergangenheit

geçmiş

die Vergänglichkeit

geçicilik; fanilik

der Vergaser

karbüratör

vergeben

tahsis etmek; vermek ; affetmek ; ayrılmış; dolu

vergebens

boşuna; sonuçsuz

vergeblich

boşuna; sonuçsuz

vergehen

geçmek; süre dolmak ; geçip gitmek; kaybolmak

das Vergehen

daha hafif ceza suçu; cünha ; yanlış davranış; kusur

vergessen

unutmak

die Vergessenheit

unutulmuşluk; unutulma

sich vergewissern

emin olmak; doğrulamak

vergießen

dökmek ; dökerek doldurmak; dolgu yapmak ; gözyaşı veya kan dökmek

der Vergleich

karşılaştırma; kıyaslama

vergleichen

karşılaştırmak