Sıradaki kelimenizi bulun.
Anlamlar. Gerçek örnekler. Her gün biraz Almanca.
verdächtig
şüpheli
verdammen
lanetlemek; bütünüyle mahkûm etmek ; bir duruma mahkûm etmek
verdanken
borçlu olmak; sayesinde elde etmek
verdecken
görüşü kapatmak; örtmek
verdeckt
gizli; örtülü
verderblich
çabuk bozulan
verdeutlichen
açıklığa kavuşturmak; göstermek
verdienen
kazanmak; hak etmek
der Verdienst
kazanç; gelir
das Verdikt
kesin hüküm; kategorik yargı
die Verdinglichung
şeyleştirme; insanı veya ilişkiyi nesne sayma
verdoppeln
iki katına çıkarmak; ikiye katlanmak
verdrängen
yerinden etmek; piyasadan çıkarmak ; anı veya düşünceyi bastırmak
verdreifachen
üç katına çıkarmak
die Verdummung
aptallaştırma; eleştirel düşünceyi köreltme
verdunsten
buharlaşmak
verehrt
saygı duyulan; hayranlık beslenen
der Verein
dernek; kulüp
vereinbaren
kararlaştırmak; anlaşmak
die Vereinbarkeit
bağdaştırılabilirlik; uyum
die Vereinbarung
anlaşma; düzenleme
vereinen
birleştirmek; bir araya getirmek
vereinfachen
basitleştirmek; kolaylaştırmak
die Vereinigung
birlik; dernek ; birleştirme; birleşme
die Vereinsmeierei
dernek işlerine aşırı düşkünlük
vereint
birleşmiş; ortak
vererben
miras bırakmak ; kalıtımla aktarmak
das Verfahren
yöntem; usul ; hukuki veya idari işlem; dava süreci
der Verfall
çürüme; bozulma; yıpranma ; sürenin dolması; geçerliliğin sona ermesi
verfallen
harap olmak; çürümek ; geçerliliği dolmak; yanmak ; bir duruma kapılmak
das Verfallsdatum
son kullanma tarihi
verfassen
yazmak; kaleme almak
die Verfassung
anayasa ; durum; sağlık hâli
das Verfassungsgericht
anayasa mahkemesi
das Verfassungsrecht
anayasa hukuku
der Verfechter
savunucu; güçlü destekçi
verfehlen
hedefi ıskalamak; başaramamak ; buluşamamak; karşılaşmayı kaçırmak
die Verfilmung
sinema uyarlaması
verfolgen
takip etmek; peşinden gitmek ; yakından izlemek ; bir hedefi izlemek; amaçlamak ; zulmetmek; baskı altında tutmak
die Verfolgung
takip; kovalamaca ; zulüm; baskı ; hedefin peşinden gitme
die Verfremdung
yabancılaştırma (tanıdık şeyleri alışılmadık biçimde sunarak yeni algı veya düşünce uyandırma)
verfügbar
mevcut; erişilebilir; kullanılabilir
verfügen
sahip olmak; elinin altında bulunmak ; emretmek; karar vermek
die Verfügung
resmî karar; mahkeme kararı ; kullanıma hazır olma; tasarruf ; hukuki talimat; irade beyanı
verführerisch
cezbedici; baştan çıkarıcı
die Vergabe
ihale verme; tahsis
die Vergangenheit
geçmiş
die Vergänglichkeit
geçicilik; fanilik
der Vergaser
karbüratör
vergeben
tahsis etmek; vermek ; affetmek ; ayrılmış; dolu
vergebens
boşuna; sonuçsuz
vergeblich
boşuna; sonuçsuz
vergehen
geçmek; süre dolmak ; geçip gitmek; kaybolmak
das Vergehen
daha hafif ceza suçu; cünha ; yanlış davranış; kusur
vergessen
unutmak
die Vergessenheit
unutulmuşluk; unutulma
sich vergewissern
emin olmak; doğrulamak
vergießen
dökmek ; dökerek doldurmak; dolgu yapmak ; gözyaşı veya kan dökmek
der Vergleich
karşılaştırma; kıyaslama
vergleichen
karşılaştırmak