Sıradaki kelimenizi bulun.
Anlamlar. Gerçek örnekler. Her gün biraz Almanca.
elektronisch
elektronik
das Element
öğe; unsur ; kimyasal element
elementar
temel; vazgeçilmez
das Elend
sefalet; perişanlık
elf
on bir
die Elite
seçkinler; elit
die Ellipse
eksilti; anlaşılan sözcüklerin atılması ; elips
die Eltern
anne ve baba; ebeveynler
die Emanzipation
özgürleşme; eşit haklara kavuşma
der Embryo
embriyo
der Emissionshandel
emisyon ticareti
die Emotion
duygu
die Empathie
empati; duygudaşlık
der Empfang
resepsiyon; karşılama; sinyal alımı
empfangen
almak; karşılamak; sinyal almak
der Empfänger
alıcı
empfehlen
tavsiye etmek; önermek
die Empfehlung
tavsiye; öneri
empfinden
hissetmek; duyguyu yaşamak ; olarak algılamak; görmek
empfindlich
hassas; duyarlı ; ağır; ciddi
die Empfindung
duyum; his
die Empörung
infial; öfke; tepki
das Ende
son; uç
enden
bitmek; sona ermek
endgültig
kesin; nihai; kalıcı olarak
endlich
sonunda; nihayet
die Endlichkeit
sonluluk; sınırlılık
endlos
sonsuz; bitmek bilmeyen
das Endorphin
endorfin
energetisch
enerjiyle ilgili
die Energie
enerji
der Energiespeicher
enerji depolama sistemi
die Energiewirtschaft
enerji sektörü
eng
dar; sıkı; yakın
das Engagement
özverili çaba; bağlılık ; sanatçı sözleşmesi; sahne işi
der Engel
melek
der Engländer
İngiliz erkek
das Englisch
İngilizce
engmaschig
sık gözenekli ; sık aralıklı; yakından sürdürülen
der Enkel / die Enkelin
torun
enorm
muazzam; çok büyük
das Ensemble
sanatçı topluluğu; ansambl ; uyumlu bütün; yapı topluluğu
die Entartung
hücre veya dokuda patolojik değişim (bağlama göre hücrelerin normal özelliklerini yitirmesini ya da kötü huylu dönüşümünü kapsayabilen tıbbi terim) ; sözde yozlaşma (Nazilerin modern sanatı karalamak ve dışlamak için de kullandığı aşağılayıcı suçlama)
entdecken
keşfetmek; bulmak
die Entdeckung
keşif
die Ente
ördek
entfallen
iptal olmak; gereksiz hâle gelmek ; aklından çıkmak; unutmak ; payına düşmek; oluşturmak
entfalten
açmak; yaymak ; geliştirmek; açığa çıkarmak
die Entfaltung
kendini geliştirme; potansiyelini gerçekleştirme ; açılma; yayılma
entfernen
kaldırmak; uzaklaştırmak
die Entfernung
mesafe; uzaklık
entfliehen
kaçmak; uzaklaşmak
die Entfremdung
birbirine yabancılaşma; uzaklaşma ; işe veya yaşama yabancılaşma
entführen
kaçırmak
entgegen
aksine; aykırı olarak ; doğru; karşılamaya
entgegenbringen
birine duygu veya tutum göstermek
entgegenkommen
karşıdan gelmek; kolaylık sağlamak
entgegensehen
karşılamak; gelecektekine bakmak
entgegensetzen
karşı koymak; karşılık olarak ileri sürmek
entgegenstehen
engel olmak; aykırı düşmek