ALMANCA KELİME KOLEKSİYONU

Sıradaki kelimenizi bulun.

Anlamlar. Gerçek örnekler. Her gün biraz Almanca.

Günlük alıştırmaya başla ↗
8.466 kelime Sayfa 130 / 142

das Vokabular

söz varlığı; kelime dağarcığı

die Volatilität

oynaklık; volatilite

das Volk

halk; etnik veya kültürel topluluk ; halk; devletin nüfusu

das Völkerrecht

uluslararası hukuk; devletler hukuku

die Volkshochschule

halk eğitim merkezi

die Volksschule

ilkokul (Avusturya)

die Volkswirtschaft

ülke ekonomisi

voll

dolu; tam

vollendet

tamamlanmış; bitmiş ; kusursuz; ustalıklı

Volleyball

voleybol

völlig

tamamen; tümüyle

vollkommen

tamamen; bütünüyle ; mükemmel; kusursuz

vollständig

tam; eksiksiz

die Vollstreckung

icra; hükmün zorla uygulanması

die Vollzeit

tam zamanlı çalışma

vollziehen

yerine getirmek; icra etmek ; gerçekleşmek; gelişmek

das Volontariat

mesleki yetiştirme stajı

vom Regen in die Traufe kommen

yağmurdan kaçarken doluya tutulmak

von

-den; -in; tarafından

von der Pike auf

en temelden; işin çıraklığından başlayarak

voneinander

birbirinden

vonseiten

tarafından; yönünden

vor

önünde; önce

vor allem

özellikle; her şeyden önce

vor allen Dingen

her şeyden önce; özellikle

vorab

önceden

vorangehen

önden gitmek; örnek olmak ; ilerlemek

vorankommen

ilerlemek; yol almak

voranstellen

başına koymak; önce belirtmek

vorantreiben

ilerletmek; hızlandırmak

voraus

önden; önceden

vorausdenken

ileriyi düşünmek

vorausgehen

önce gelmek; öncesinde olmak ; önden gitmek

voraussagen

öngörmek; tahmin etmek

voraussetzen

ön koşul olarak gerektirmek ; varsaymak; öyle kabul etmek

die Voraussetzung

ön koşul; gereklilik

voraussichtlich

beklenildiği üzere; muhtemelen

vorbei

yanından geçerek; bitmiş

vorbeigehen

yürüyerek önünden geçmek ; geçmek; sona ermek

vorbeikommen

uğramak; ziyarete gelmek ; önünden geçmek

die Vorbereitung

hazırlık

die Vorbeugung

önleme; koruyucu tedbir

das Vorbild

rol model; örnek

die Vorbildfunktion

örnek olma rolü

vorbildlich

örnek alınacak; örnek niteliğinde

der Vordergrund

ön plan ; öncelik; odak

vordergründig

yüzeysel; görünürde

die Vorderseite

ön yüz; ön taraf

voreilig

aceleci; erken verilmiş

vorerst

şimdilik; ilk etapta

die Vorfahrt

geçiş hakkı; yol önceliği

der Vorfall

olay

das Vorfeld

öncesi; hazırlık dönemi ; havalimanı apronu

vorfinanzieren

ön finansman sağlamak; bedelini önceden karşılamak

vorführen

göstererek anlatmak ; herkesin önünde küçük düşürmek

die Vorgabe

gereklilik; belirlenen hedef; şart

der Vorgang

süreç; işlem; olay

der Vorgänger

selef; önceki görevli

vorgeben

belirlemek; önceden şart koşmak ; öyleymiş gibi yapmak; yalandan iddia etmek

das Vorgehen

izlenen yol; yöntem