Sıradaki kelimenizi bulun.
Anlamlar. Gerçek örnekler. Her gün biraz Almanca.
das Vokabular
söz varlığı; kelime dağarcığı
die Volatilität
oynaklık; volatilite
das Volk
halk; etnik veya kültürel topluluk ; halk; devletin nüfusu
das Völkerrecht
uluslararası hukuk; devletler hukuku
die Volkshochschule
halk eğitim merkezi
die Volksschule
ilkokul (Avusturya)
die Volkswirtschaft
ülke ekonomisi
voll
dolu; tam
vollendet
tamamlanmış; bitmiş ; kusursuz; ustalıklı
Volleyball
voleybol
völlig
tamamen; tümüyle
vollkommen
tamamen; bütünüyle ; mükemmel; kusursuz
vollständig
tam; eksiksiz
die Vollstreckung
icra; hükmün zorla uygulanması
die Vollzeit
tam zamanlı çalışma
vollziehen
yerine getirmek; icra etmek ; gerçekleşmek; gelişmek
das Volontariat
mesleki yetiştirme stajı
vom Regen in die Traufe kommen
yağmurdan kaçarken doluya tutulmak
von
-den; -in; tarafından
von der Pike auf
en temelden; işin çıraklığından başlayarak
voneinander
birbirinden
vonseiten
tarafından; yönünden
vor
önünde; önce
vor allem
özellikle; her şeyden önce
vor allen Dingen
her şeyden önce; özellikle
vorab
önceden
vorangehen
önden gitmek; örnek olmak ; ilerlemek
vorankommen
ilerlemek; yol almak
voranstellen
başına koymak; önce belirtmek
vorantreiben
ilerletmek; hızlandırmak
voraus
önden; önceden
vorausdenken
ileriyi düşünmek
vorausgehen
önce gelmek; öncesinde olmak ; önden gitmek
voraussagen
öngörmek; tahmin etmek
voraussetzen
ön koşul olarak gerektirmek ; varsaymak; öyle kabul etmek
die Voraussetzung
ön koşul; gereklilik
voraussichtlich
beklenildiği üzere; muhtemelen
vorbei
yanından geçerek; bitmiş
vorbeigehen
yürüyerek önünden geçmek ; geçmek; sona ermek
vorbeikommen
uğramak; ziyarete gelmek ; önünden geçmek
die Vorbereitung
hazırlık
die Vorbeugung
önleme; koruyucu tedbir
das Vorbild
rol model; örnek
die Vorbildfunktion
örnek olma rolü
vorbildlich
örnek alınacak; örnek niteliğinde
der Vordergrund
ön plan ; öncelik; odak
vordergründig
yüzeysel; görünürde
die Vorderseite
ön yüz; ön taraf
voreilig
aceleci; erken verilmiş
vorerst
şimdilik; ilk etapta
die Vorfahrt
geçiş hakkı; yol önceliği
der Vorfall
olay
das Vorfeld
öncesi; hazırlık dönemi ; havalimanı apronu
vorfinanzieren
ön finansman sağlamak; bedelini önceden karşılamak
vorführen
göstererek anlatmak ; herkesin önünde küçük düşürmek
die Vorgabe
gereklilik; belirlenen hedef; şart
der Vorgang
süreç; işlem; olay
der Vorgänger
selef; önceki görevli
vorgeben
belirlemek; önceden şart koşmak ; öyleymiş gibi yapmak; yalandan iddia etmek
das Vorgehen
izlenen yol; yöntem