Sıradaki kelimenizi bulun.
Anlamlar. Gerçek örnekler. Her gün biraz Almanca.
populär
popüler; yaygın
die Popularität
popülerlik; sevilirlik
die Population
tür popülasyonu
der Populismus
popülizm (genellikle halkı seçkinlerin karşısına koyan ve gerçek halk iradesini temsil ettiğini öne süren siyasi tutum veya söylem)
das Portal
anıtsal giriş kapısı; taçkapı ; internet portalı
das Portemonnaie / das Portmonee
cüzdan
die Portion
porsiyon
das Porträt
portre
die Position
konum; yer ; görev; pozisyon ; tutum; görüş
(sich) positionieren
konumlandırmak; yerleştirmek ; tavır almak; konumunu belirlemek
positiv
olumlu; pozitif
der Positivismus
pozitivizm; olguculuk
die Post
posta; postane
die Postdemokratie
postdemokrasi (seçimler sürerken önemli kararların giderek dar bir seçkin grubun etkisine girmesini anlatan eleştirel kavram)
der Posten
görev; makam ; kalem; kayıt; mal partisi ; nöbetçi; nöbet yeri
das Poster
poster; afiş
die Postkarte
kartpostal
die Postleitzahl
posta kodu
der Pöstler
postacı (İsviçre)
die Postmoderne
postmodernizm; postmodern dönem (modernizm sonrasında ortaya çıkan kültürel yaklaşımlar ve bunlarla ilişkili dönem; genellikle tek ve kesin açıklamaları sorgular, farklılıkları ve çeşitli bakış açılarını öne çıkarır)
das Potenzial
potansiyel; kullanılmamış yetenek ; potansiyel; kuvvet alanındaki potansiyel
potenziell
potansiyel; olası
das Poulet
tavuk (İsviçre)
die Prädisposition
yatkınlık; eğilim
die Präferenz
tercih
prägen
basmak; kabartma yapmak; damgalamak ; kalıcı biçimde etkilemek; şekillendirmek
die Pragmatik
edimbilim; dilin kullanımını inceleyen alan ; pratik düşünce; uygulanabilir yaklaşım
pragmatisch
pragmatik; pratik ; edimbilimsel; bağlamdaki dil kullanımıyla ilgili
der Pragmatismus
pragmatizm; pratik yaklaşım ; pragmatizm; pratik sonuçları esas alan felsefe
der Praktikant / die Praktikantin
stajyer
das Praktikum
staj
praktisch
pratik; kullanışlı; neredeyse
praktizieren
uygulamak; düzenli yapmak ; hekimlik yapmak
die Prämisse
öncül; varsayım
das Präparat
ilaç; tıbbi preparat ; preparat; hazırlanmış örnek
präsent
zihinde canlı; akılda ; mevcut; etkin biçimde bulunan
die Präsentation
sunum
präsentieren
sunmak
die Prävention
önleme; koruyucu tedbir
die Praxis
uygulama; pratik ; muayenehane
präzise
kesin; hassas; doğru
die Präzisionsmedizin
hassas tıp; kişiye göre hedefli tıp
der Preis
fiyat; ödül
der Preisdruck
fiyatları düşürme baskısı
preisen
övmek; yüceltmek
preiswert
uygun fiyatlı; hesaplı
prellen
dolandırmak; parasını ödemeyerek aldatmak ; ezmek; darbe sonucu zedelemek ; top sektirmek; top sürmek
der Premier
başbakan
die Premiere
prömiyer; ilk gösterim
der Premierminister
başbakan
die Presse
basın
die Pressekonferenz
basın toplantısı
pressen
bastırmak; sıkıştırmak ; sıkmak; suyunu çıkarmak
das Prestige
itibar; prestij
prickelnd
gazlı; karıncalandıran ; heyecan verici; uyarıcı
der Priester
rahip; papaz
prima
harika; çok iyi
die Primarschule
ilkokul (İsviçre)
das Printmedium
basılı yayın
der Prinz
prens