Sıradaki kelimenizi bulun.
Anlamlar. Gerçek örnekler. Her gün biraz Almanca.
endlich
sonunda; nihayet
die Endlichkeit
sonluluk; sınırlılık
endlos
sonsuz; bitmek bilmeyen
das Endorphin
endorfin
energetisch
enerjiyle ilgili
die Energie
enerji
der Energiespeicher
enerji depolama sistemi
die Energiewirtschaft
enerji sektörü
eng
dar; sıkı; yakın
das Engagement
özverili çaba; bağlılık ; sanatçı sözleşmesi; sahne işi
der Engel
melek
der Engländer
İngiliz erkek
das Englisch
İngilizce
engmaschig
sık gözenekli ; sık aralıklı; yakından sürdürülen
der Enkel / die Enkelin
torun
enorm
muazzam; çok büyük
das Ensemble
sanatçı topluluğu; ansambl ; uyumlu bütün; yapı topluluğu
die Entartung
hücre veya dokuda patolojik değişim (bağlama göre hücrelerin normal özelliklerini yitirmesini ya da kötü huylu dönüşümünü kapsayabilen tıbbi terim) ; sözde yozlaşma (Nazilerin modern sanatı karalamak ve dışlamak için de kullandığı aşağılayıcı suçlama)
entdecken
keşfetmek; bulmak
die Entdeckung
keşif
die Ente
ördek
entfallen
iptal olmak; gereksiz hâle gelmek ; aklından çıkmak; unutmak ; payına düşmek; oluşturmak
entfalten
açmak; yaymak ; geliştirmek; açığa çıkarmak
die Entfaltung
kendini geliştirme; potansiyelini gerçekleştirme ; açılma; yayılma
entfernen
kaldırmak; uzaklaştırmak
die Entfernung
mesafe; uzaklık
entfliehen
kaçmak; uzaklaşmak
die Entfremdung
birbirine yabancılaşma; uzaklaşma ; işe veya yaşama yabancılaşma
entführen
kaçırmak
entgegen
aksine; aykırı olarak ; doğru; karşılamaya
entgegenbringen
birine duygu veya tutum göstermek
entgegenkommen
karşıdan gelmek; kolaylık sağlamak
entgegensehen
karşılamak; gelecektekine bakmak
entgegensetzen
karşı koymak; karşılık olarak ileri sürmek
entgegenstehen
engel olmak; aykırı düşmek
entgegenwirken
karşı koymak; etkisini azaltmak
entgehen
gözden kaçmak ; kurtulmak; kaçınmak ; mahrum kalmak; olası geliri kaybetmek
das Entgelt
ücret; ödeme
entgiften
zehirden arındırmak; zehri etkisizleştirmek ; tıbbi destekle madde arındırma tedavisi görmek
enthalten
içermek
die Enthaltung
çekimser kalma
der Enthusiasmus
coşku; heyecan
entkleiden
soymak; soyunmak
entkommen
kaçmak; kurtulmak
entkräften
çürütmek; gidermek ; güçten düşürmek; tüketmek
entlang
boyunca
entlassen
taburcu etmek; işten çıkarmak
die Entlassung
taburcu olma; işten çıkarılma
entlaufen
kaçmak; bakıldığı yerden kaçmak
entmachten
iktidardan uzaklaştırmak; yetkisini almak
entmutigen
cesaretini kırmak; yıldırmak
entnehmen
almak; numune almak ; çıkarmak; okuyup anlamak
sich entpuppen
aslında ne olduğu ortaya çıkmak
die Entschädigung
tazminat
entscheiden
karar vermek
entscheidend
belirleyici; çok önemli
die Entscheidung
karar
die Entscheidungsfindung
karar verme süreci
entschleunigen
hayatın hızını azaltmak; yavaşlatmak
die Entschleunigung
yavaşlama; hayatın hızını azaltma