Sıradaki kelimenizi bulun.
Anlamlar. Gerçek örnekler. Her gün biraz Almanca.
die Bekämpfung
mücadele; önlemeye çalışma
bekannt
tanınmış; bilinen; tanıdık
bekannt geben
duyurmak; ilan etmek
der Bekannte / die Bekannte
tanıdık
bekanntlich
bilindiği üzere
die Bekanntmachung
resmî duyuru; ilan
bekennen
itiraf etmek; kabul etmek ; bağlılığını açıklamak; benimsemek
beklagen
üzüntüyle dile getirmek; yakınmak ; şikâyet etmek
beklemmend
bunaltıcı; iç sıkıcı
bekommen
almak; edinmek; bir rahatsızlık başlamak
bekritzeln
üzerini karalamak
beladen
yüklemek
belastbar
dayanıklı; baskıyla baş edebilen ; güvenilir; sağlam
die Belastbarkeit
taşıma kapasitesi; dayanıklılık ; dayanma gücü; psikolojik dayanıklılık
die Belastung
yük; zorlanma ; yük; mekanik zorlanma
der Beleg
fiş; belge; kanıt
die Belehrung
hak veya yükümlülükler hakkında resmî bilgilendirme ; ders verme; üstten öğüt verme
beleidigen
hakaret etmek; incitmek
belesen
çok okumuş; kültürlü
beleuchten
aydınlatmak ; incelemek; ışık tutmak
belgisch
Belçika'ya ait; Belçikalı
beliebt
sevilen; popüler
die Belletristik
kurmaca edebiyat
bemerken
fark etmek
bemerkenswert
dikkate değer
sich bemessen
bir ölçüte göre hesaplanmak; belirlenmek
die Bemühung
çaba; gayret
benachbart
komşu; bitişik
benachteiligen
dezavantajlı duruma düşürmek; ayrımcılık yapmak
benachteiligt (gegenüber + D.)
dezavantajlı
die Benachteiligung
dezavantajlı duruma düşürme; ayrımcılık
das Benefizkonzert
yardım konseri
das Benehmen
davranış; görgü
benennen
adlandırmak; adını vermek ; açıkça belirtmek; adını koymak
benötigen
ihtiyacı olmak; gerektirmek
benutzen
kullanmak
der Benutzer
kullanıcı
das Benzin
benzin
der Benzinmotor
benzinli motor
beobachten
gözlemlemek; izlemek
der Beobachter
gözlemci
bequem
rahat; elverişli; kolayca
die Bequemlichkeit
rahatlık; kolaylık ; üşengeçlik; zahmetten kaçınma
beraten
danışmanlık yapmak; yol göstermek
der Berater
danışman
die Beratung
danışmanlık; danışma
die Beratungsstelle
danışma merkezi
berechnen
hesaplamak; ücret almak
berechtigen
hak vermek; yetki vermek
der Bereich
alan; bölge
bereichern
zenginleştirmek; değer katmak ; haksız kazanç sağlamak
die Bereicherung
zenginleştirme; değerli katkı ; zenginleşme; maddi kazanç
der Bereichsleiter
birim müdürü
bereit
hazır; istekli
bereiten
vermek; yol açmak
bereits
çoktan; zaten
die Bereitschaft
isteklilik; hazır olma ; hazır bekleme; nöbet
die Bereitstellung
sağlama; kullanıma sunma
bereuen
pişman olmak
der Berg
dağ