Sıradaki kelimenizi bulun.
Anlamlar. Gerçek örnekler. Her gün biraz Almanca.
begeistert
hevesli; çok memnun
die Begeisterung
coşku; heyecan
der Beginn
başlangıç
beginnen
başlamak
begleiten
eşlik etmek
der Begleiter
refakatçi; eşlik eden kişi
die Begleitung
eşlik; destek ; müzikal eşlik
begreifen
kavramak; anlamak
begrenzen
sınırlamak ; sınırını oluşturmak
begrenzt
sınırlı
begründen
gerekçelendirmek; temelini oluşturmak
die Begründung
gerekçe; açıklama
begrüßen
selamlamak; karşılamak
begünstigen
kolaylaştırmak; elverişli kılmak ; kayırmak; ayrıcalık tanımak
behalten
saklamak; elinde tutmak
behandeln
tedavi etmek; ele almak; davranmak
die Behandlung
tedavi ; muamele; ele alış ; bir konuyu işleme; ele alma
die Behandlungsmöglichkeit
tedavi seçeneği
beharren
ısrar etmek; diretmek
beharrlich
ısrarcı; azimli
behaupten
iddia etmek; kendini kabul ettirmek
die Behauptung
iddia; sav
beheben
gidermek; düzeltmek
die Behebung
giderme; onarım
behelligen
rahatsız etmek; uğraştırmak
beherbergen
barındırmak; bünyesinde bulundurmak ; konuk etmek; konaklatmak
beherrschen
hâkim olmak; iyi bilmek ; hâkim olmak; kontrol etmek ; kendini tutmak; kontrol etmek
behindern
engellemek; aksatmak
behindert
engelli
die Behindertenwerkstatt
engelliler için korumalı iş atölyesi
die Behinderung
engellilik ; engelleme; aksama
die Behörde
resmî makam; kurum
bei
yanında; -de; sırasında
beibringen
birine öğretmek
beide
her ikisi; ikisi de
beifügen
eklemek; iliştirmek
beikommen
başa çıkmak; üstesinden gelmek ; birine söz geçirmek; birine ulaşabilmek
beiläufig
laf arasında; gelişigüzel
das Bein
bacak
beinahe
neredeyse; az kalsın
beinhalten
içermek; kapsamak
der Beirat
danışma kurulu
das Beispiel
örnek
beispielhaft
örnek alınacak; örnek niteliğinde ; örnek olarak verilen
beißen
ısırmak
der Beitrag
katkı; aidat
beitragen (zu + D.)
katkıda bulunmak
beitreten
üye olmak; katılmak
der Beitritt
katılma; üyeliğe giriş
beiwohnen
katılmak; hazır bulunmak
bekämpfen
mücadele etmek
die Bekämpfung
mücadele; önlemeye çalışma
bekannt
tanınmış; bilinen; tanıdık
bekannt geben
duyurmak; ilan etmek
der Bekannte / die Bekannte
tanıdık
bekanntlich
bilindiği üzere
die Bekanntmachung
resmî duyuru; ilan
bekennen
itiraf etmek; kabul etmek ; bağlılığını açıklamak; benimsemek
beklagen
üzüntüyle dile getirmek; yakınmak ; şikâyet etmek
beklemmend
bunaltıcı; iç sıkıcı