Sıradaki kelimenizi bulun.
Anlamlar. Gerçek örnekler. Her gün biraz Almanca.
die Laune
ruh hâli; keyif
lauschen
dikkatle dinlemek; kulak vermek
laut
yüksek sesli; -e göre
die Laute
lavta
läuten
çalmak; çan çalmak
lauter
hep; yalnızca ; çok fazla ... yüzünden ; dürüst; temiz; samimi
der Lautsprecher
hoparlör
leben
yaşamak
das Leben
hayat; yaşam
der Lebensabschnitt
yaşam dönemi
die Lebensart
yaşam tarzı
die Lebensbedingung
yaşam koşulu
der Lebensentwurf
yaşam tasarısı; hayat planı
die Lebenserwartung
yaşam beklentisi
die Lebensform
yaşam biçimi; birlikte yaşama düzeni ; yaşam formu
die Lebensfreude
yaşama sevinci
die Lebenshaltungskosten
yaşam giderleri; geçim masrafları
das Lebensjahr
yaş; yaşam yılı
die Lebenskrise
yaşam krizi; kişisel bunalım
die Lebenskunst
yaşama sanatı
die Lebenslage
yaşam durumu; kişisel koşullar
der Lebenslauf
özgeçmiş; CV
die Lebensmittel
gıda; yiyecekler
die Lebensmittelindustrie
gıda sanayisi
der Lebensmittelpunkt
hayatın merkezi; asıl yaşam yeri
die Lebensmittelsicherheit
gıda güvenliği
die Lebensmittelwirtschaft
gıda sektörü
das Lebensmotto
hayat düsturu; yaşam ilkesi
die Lebensphase
yaşam evresi
der Lebensquell
yaşam kaynağı; canlılık ve sevinç kaynağı
der Lebensraum
yaşam alanı; habitat
die Lebensspanne
yaşam süresi
der Lebensverlauf
yaşam seyri; hayatın akışı
der Lebensweg
yaşam yolu; hayat çizgisi
die Lebenswelt
yaşantı dünyası; gündelik yaşam çevresi
das Lebenswerk
bir ömürlük eser; yaşam boyu yapılan çalışmalar
das Lebewesen
canlı; organizma
lecker
lezzetli; nefis
das Leder
deri
ledig
bekâr
lediglich
yalnızca; sadece
leer
boş
die Leere
boşluk; boş olma ; içsel boşluk
legal
yasal; hukuka uygun
das Legalitätsprinzip
kanunilik ilkesi; zorunlu soruşturma ilkesi
legen
koymak; yatırmak
legendär
efsanevi
die Legende
efsane ; harita işaretleri açıklaması; lejant
leger
rahat; gündelik
die Legitimation
meşruiyet; yetki gerekçesi ; kimlik veya yetki kanıtı
legitimieren
meşrulaştırmak; haklı çıkarmak ; kimliğini veya yetkisini kanıtlamak
die Legitimierung
meşrulaştırma; haklılık kazandırma
die Legitimität
meşruiyet
lehnen
yaslamak; dayalı durmak ; yaslanmak
das Lehramt
öğretmenlik mesleği; öğretmenlik eğitimi
das Lehrbuch
ders kitabı
die Lehre
çıraklık; meslek eğitimi; öğreti
lehren
öğretmek; ders vermek ; deneyimle öğretmek
der Lehrer / die Lehrerin
öğretmen
das Lehrjahr
çıraklık yılı; mesleki eğitim yılı