Sıradaki kelimenizi bulun.
Anlamlar. Gerçek örnekler. Her gün biraz Almanca.
entschlossen
kararlı
entschlüsseln
şifresini çözmek ; çözmek; anlamını çıkarmak
entschuldigen
mazur görmek; özür dilemek
die Entschuldigung
özür; mazeret; mazeret yazısı
entsorgen
uygun biçimde atmak; bertaraf etmek
entspannend
rahatlatıcı; dinlendirici
entsperren
kilidini açmak; engeli kaldırmak
entsprechend
uygun; buna göre ; uyarınca; uygun olarak
entspringen
doğmak; kaynağı olmak ; kaynaklanmak; doğmak
entstammen
bir kökenden gelmek
entstehen
oluşmak; ortaya çıkmak
die Entstehung
oluşum; ortaya çıkış
enttäuschen
hayal kırıklığına uğratmak
die Enttäuschung
hayal kırıklığı
die Entwaldung
ormansızlaşma
die Entwässerung
drenaj; suyu tahliye etme ; vücuttaki fazla sıvının atılması
entweder ... oder
ya ... ya da
entwerfen
tasarlamak; taslak hazırlamak
entwickeln
geliştirmek; gelişmek
die Entwicklung
gelişme
das Entwicklungsland
gelişmekte olan ülke
die Entwicklungsperspektive
gelişme olanağı; ilerleme beklentisi
die Entwicklungsphase
gelişim aşaması
die Entwicklungspsychologie
gelişim psikolojisi
der Entwurf
taslak; tasarım
entzaubern
büyüsünü bozmak
die Entzauberung der Welt
dünyanın büyüsünün bozulması (Weber'in, dünyayı büyülü güçler yerine akılcı açıklamalar ve hesaplarla anlama süreci için kullandığı kavram)
entziehen
geri almak; mahrum bırakmak ; kaçınmak; sıyrılmak
die Entzündung
iltihap; enflamasyon
die Epidemie
salgın; epidemi
die Epidemiologie
epidemiyoloji
die Epigenetik
epigenetik
der Epilog
son söz; epilog
episch
epik; geniş anlatımlı ; efsanevi; müthiş
die epische Distanz
epik mesafe; anlatısal uzaklık (okurun kişiler ve olaylarla arasına mesafe koyup onları sorgulayabilmesi)
das epische Theater
epik tiyatro (Brecht ile ilişkilendirilen, olay akışını kesme gibi yollarla seyirciyi eleştirel düşünmeye yönelten tiyatro anlayışı)
episodisch
aralıklı; dönem dönem görülen ; bölümler hâlinde anlatılan
die Epistemologie
epistemoloji; bilgi felsefesi
die Epoche
çağ; dönem
das Epochenbewusstsein
dönem bilinci; tarihsel çağ farkındalığı
er
o (erkek)
erachten
saymak; değerlendirmek; gerekli görmek
das Erachten
görüş; kanaat
(sich) erarbeiten
çalışarak geliştirmek ; emek vererek edinmek
das Erbe
miras; tereke ; kültürel miras; geçmişten kalan değerler
erben
miras almak ; kalıtsal özellik almak
erbeuten
ganimet olarak ele geçirmek; avlamak
das Erbrechen
kusma
erbringen
sağlamak; ortaya koymak; belgelemek
die Erbsubstanz
kalıtsal madde; genetik materyal
der Erdapfel
patates (Avusturya)
die Erdbeere
çilek
die Erdbevölkerung
dünya nüfusu
die Erde
dünya; toprak
die Erderwärmung
küresel ısınma
das Erdgeschoss / das Erdgeschoß
zemin kat
das Erdreich
toprak; yer tabakası
sich erdreisten
cüret etmek; küstahlık etmek
das Ereignis
olay; etkinlik
erfahren
öğrenmek; deneyimlemek